son haberler

kÖŞE YAZISI

Görselde, sırtı izleyiciye dönük siyah bir insan silueti yer alıyor ve üzerine kırmızı harflerle “Fix the system, not me!” yazılmış. Arka planda, tekerlekli sandalye, baston, protez bacak, işitme cihazı ve kitap gibi nesnelerin siyah-beyaz çizimleri tekrarlayan bir desen oluşturuyor. Kırmızı yazı, sistem eleştirisini vurgulayan sert ve çarpıcı bir kontrast yaratıyor. Kompozisyon, bireyin değil, onu çevreleyen yapının sorunlu olduğunu güçlü bir görsel mesajla anlatıyor.

Yaşlanan ailelerin sistemik kaygısı: “Ben ölünce çocuğum ne olacak?”

Elif Gamze Bozo yazdı, Cansu Gürsu resmetti.

“Ailelerin fedakârlığının yüceltilmesi, sistemin eksikliklerini maskeleyen bir anlatı. Fedakârlık, bir tercih değil; çoğu zaman bir zorunluluktur. Bu zorunluluk ise hem engellinin hem de ailesinin temel haklarını aşındırır.”

Görselde, turkuaz tonlarında siluet hâlinde çizilmiş yedi insan figürü yan yana duruyor. Figürlerin yüzlerinde kırmızı lekeler yer alıyor ve bu lekeler güçlü bir duygusal vurgu oluşturuyor. Bedenleri çevreleyen siyah, kıvrımlı çizgiler, karmaşa ve içsel gerilimi çağrıştırıyor. Arka plandaki soluk gri ve kahverengi dokular, sahneye hüzünlü ve bastırıcı bir atmosfer katıyor.

Toplumsal çözülme ‘ahlaktan’ mı, kamusal düzenin çöküşünden mi?

Müberra Gürel yazdı, Bartu resmetti.

“Anomi koşullarında bireyler etik idealler doğrultusunda değil; belirsizlik ve güvensizlik içerisinde hayatta kalma pratikleri geliştirerek hareket ediyor. Bu geliştirilen pratikler genellikle susmak, uyum sağlamak, görmezden gelmek gibi stratejiler olabiliyor.”

Görselde, mavi tonlu dokulu bir arka plan önünde, siyah-beyaz ağırlıklı stilize bir kadın portresi yer alıyor. Yüz ifadesi sakin ama hüzünlü bir etki yaratırken, alın bölgesinde pembe renkli karmaşık çizgiler zihinsel yoğunluğu ya da duygusal karmaşayı çağrıştırıyor. Yüzün bir yanından aşağı doğru inen ince pembe çizgi, içsel bir kırılmayı ya da bastırılmış bir duyguyu simgeliyor. Genel kompozisyon, psikolojik derinlik ve iç dünyaya odaklanan sanatsal bir anlatım sunuyor.

Polivagal teori ve bedenin tanıklığı: İktidar şiddeti sinir sistemimizi nasıl esir alıyor?

Ceren Yakıcı yazdı, Cansu Gürsu resmetti.

“Yaşam hakkının sistematik olarak ihlal edildiği bir düzende bedenimiz, sadece zihinsel değil nörolojik bir savunma geliştiriyor. Polivagal Teori ve Eleştirel Psikoloji; kolektif sinir sistemimizin nasıl ‘hayatta kalma moduna’ geçtiğini ve bu döngüyü kırmanın yolunun dayanışmadan geçtiğini kanıtlıyor.”

kARİKATÜR



Seni Altında Bulduğum Şarkılar-III

Muzır Tefrika’nın yeni öyküsü Melisa Kesmez’in kaleminden “Seni Altında Bulduğum Şarkılar”. Öyküye Seda Mit’in illüstrasyonları eşlik ediyor. Seni Altında Bulduğum Şarkılar’ın üçüncü tefrikası yayımda!

Bu illustrasyon, renkli ve hayal gücü yüksek bir çalışma masası sahnesi sunuyor. Orta noktada bir dizüstü bilgisayar var; ekranında bir e-posta penceresi açık ve “Haftaya İstanbul’a geliyorum.” cümlesi görünüyor. Bilgisayarın klavyesine dokunan eller gerçekçi değil; siyaha yakın, yıldız taneleriyle kaplı, adeta galaksiden oluşmuş gibi resmedilmiş. Eller yazdıkça klavyeden dışarı doğru bitkiler, çiçekler, dallar ve organik şekiller fışkırıyor. Bu, yazmanın yaratıcılığın büyüleyici bir şekilde dışa taşması gibi yorumlanabilir. Sol tarafta bir bardak su duruyor; sağ tarafta ise sıcak içecekle dolu, turuncu tonlarda bir kupa. Masanın üstü sıcak kırmızı ve turuncu renklerde, canlı bir atmosfer yaratıyor. Arka planda mavi bir yüzey üzerinde bir çift elin klavyede yazdığı başka bir çizim daha bulunuyor; bu, yaratım sürecinin çoğul ya da eşzamanlı bir hale geldiğini düşündürüyor. Sağ köşede bir masa takvimi var; üzerinde insanların çizildiği küçük bir görsel ve tarihler işaretlenmiş. Genel olarak çalışma, yazma eylemini hem büyülü hem de üretken bir süreç olarak temsil eden çok katmanlı, hareketli ve sıcak bir kompozisyon sunuyor. Çizgiler, notalar, bitkiler ve renkler iç içe geçerek yaratıcı bir zihin akışını yansıtıyor.

Muzır konular

https://anchor.fm/s/f44a5610/podcast/rss